Köyümüz Hakkında

Yazdır
Kullanıcı Oyu:  / 10
En KötüEn İyi 

Köyümüz Hakkında Bazı Bilgiler:

Ülke: Bulgaristan
Bağlı bulunduğu il: Kırcaali
Bağlı bulunduğu ilçe: Eğridere
Türkçe Adı: Hallar
Bulgaristan'daki Adı: Başevo (Башево)
Nüfusu: 13.09.2005 sayımlarına göre 690
Rakım: 631 metre
Posta Kodu: 6777
Telefon Kodu: 03655
Koordinatları: 41° 40' Kuzey Enlemi - 25° 8' Doğu Boylamı
Muhtar: Müren Mehmet Sali
Telefon: +359 3651 6226

Tarihçemiz:

Osmanlı hükümdarı Orhan Bey döneminde, Bizanslılara yapılan yardımın karşılığı olarak Gelibolu’da ki Çimpe Kalesi’nin 1553 yılında Osmanlı Devleti’ne devredilmesiyle, Osmanlı Türkleri Rumeli’ye fiilen geçmiş oldu. Orhan Bey döneminden sonra, 1.Murat döneminde de Rumeli’ye geçiş çabaları fetihlerle devam etti. Ancak fetihlerin yanı sıra Osmanlı hükümdarları, Balkanları Türk yurdu haline getirebilmek, burada tutunabilmek ve ordumuzun güvenle ilerlemesini sağlayabilmek için planlı bir iskan politikası uyguladılar. Bu sebeple Osmanlı yöneticileri, Anadolu’nun çeşitli kesimlerinden, özellikle İç Anadolu Bölgesinde bulunan Konya ve Karaman çevresinde ikamet etmekte olan bazı Türk boylarını(Avşarlar gibi) Balkanların çeşitli yerlerine yerleştirdiler. Çıkarılan bazı yasalarla da, Balkanlara göçe teşvik edilen Türklerin geri dönüşü engellendi. Yasalarla geri dönüş engellenmesine karşın, insanların Balkanları benimseyebilmeleri adına, göçe teşvik edilen bu insanlarımıza bir takım kolaylıklar sağlandı. Ücretsiz toprak verilmesi ve vergi muafiyeti bunlardan bazılarıydı. Alınan bu önlemler ve başarılı iskan politikası sayesinde, ordumuzun arkasında bulunan insan gücü ve buna bağlı olarak manevi destek güçlendirildi. Uygulanan bu iskan politikası 1700’lü yılların sonuna kadar sürdü. Osmanlı Devleti’nin bu süre içerisinde Balkanlar’da kolaylıkla egemenlik kurmasında, adil ve hoşgörülü bir yönetim sergilemesinin yanında disiplinli bir orduya sahip olması da etkili oldu.

Köyümüz ve civar köyler bu planlı iskan politikası sayesinde kuruldu. Bunun yaşayan en güzel ispatı ise komşu köyümüz olan Tosçalı köyüdür. Tosçalı isminin gelişi, pirinci ile ünlü Kastamonu’nun Tosya ilçesine dayanmaktadır.

Tüm bu göçleri destekleyen devlet, bunun yanında bu kesimde yaşayan insanların güvenliğini sağlamak amacıyla, belli dönemlerde kendi askerlerini bu yerleşim yerlerine gönderdi. Köyümüzdeki bilinen en güzel örnek ise 1800'lerin başında yapıldığı tahmin edilen Kışlayanı'dır. Osmanlı-Rus savaşı öncesinde Şipka Sınırı'nda zabit olarak görev yapması için gönderilen askeri birlik, şu an Kışlayanı olarak bilinen alanda bulunan kışlayı ve Çaytarla'daki gözetleme kulesini inşa etti.

Bilinenlere göre ilk zamanlar köyde 10 ev vardı. Köydeki bu evlerde Ferhatlar, Üzeyirler, Hacı Hüseyinler, Şakirler, Hoca Oğulları, Halliller, Efendiler, Havusiller, Zelişiller ve Minetler oturuyorlardı. Daha sonra bu sülalelere ek olarak Eğridere-Terzi Köyü’nden Hallillere damat olan İmamlar ve askeri kışladan köye taşınan Yağcılar geldi. Veliller Tosçalı-Akışlar’dan, İskenderiller Tosçal-İğriler’den geldiler. Guşlar ile Gocavsiller ise İmamlar’dan gelmektedirler.

Ancak ilerleyen yıllarda birçok savaş oldu ve bu savaşlarda köy bir miktar da olsa zarar gördü. 1912 Balkan Savaşları’nda Halliller’in samanlığı, İmamlardan Hacı Havus’un evi ve Kısıkların evi düşman askerleri tarafından yakıldı. Bunların yanında aynı zamanda kardeş olan 2 askerimiz de savaşırlarken Şehit düştüler. Mezarları da Odayeri’ne yapıldı. Mezarlar şu anda da mevcut bulunmaktadır.

Şavaşlar ve hayat şartları kimi zaman engel olsa da köyümüzde eğitim sürekli devam etti. İlk eğitim Eski Mektep(Eski Magazin)’de yapıldı. Daha sonra Yamaç(Gedik Harmanı)’ta şu anda Detska Gradina olarak bilinen binada eğitime devam edildi. 1960’lı yıllarda da eğitim, şu anki okul binasında sürdürüldü. Köyümüze elektrik ve yolun gelişi ise 1960’lı yıllara dayanmaktadır.

Köy halkının geçim kaynağı ise eskiden beri hayvancılık ve tarımdı. Asıl geçim kaynağını ise devletin sigara üretimi için kullandığı tütünün yetiştirmeciliği sağlamıştır.

Köyümüz belli dönemlerde(1951, 1968, 1972 ve 1978'de) birçok göç yaşadı; ancak 1989’daki göçte çok fazla vatandaşımız Türkiye’ye, Belçika ve İsveç başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerine göç etti. 1956'da ortaya çıkan "Edinna Natsiya" (Tek Millet) akımı neticesinde başlayan, Bulgaristan'daki azınlıkların eritilerek bir kısmının Bulgarlaştırılması bir kısmının ise (Türklerin) göç ettirilmesi ile Bulgaristan'ın yalnız Bulgarların yaşadığı bir ülke haline getirilmesi amaçlandı. Bu bağlamda "Parçalanmış Ailerlerin Birleştirilmesi" kampanyası içinde Türkiye ile imzalanan anlaşma çerçevesinde Türklerin bir kısmı Türkiye'ye göç ettiler. Fakat 1969-1970 yıllarında Pomak Türklerinin ve sonraki yıllarda da Türk ismi taşıyan Çingenelerin isimleri değiştirildi. Hız kesemeyen Bulgaristan hükümeti 1980'den itibaren gerek işkencelerle gerekse yasama yetkisi kullanarak Türklerin isimlerini Bulgar isimleriyle değiştirdi ve Türkleri göçe zorladı. Bu sürece karşı çıkan bazı Türk aydınları ise kamplarda ve hapislerde sürgün edildi. Takibindeki politik şartlar sonucunda 1989 yılında başlayan ve 1991 yılına değin yoğun olarak devam eden göç, 1997 yılına kadar illegal yollardan sürdü. Bu göçlerden sonra, köyümüzün yarısından fazlası boşaldı. 1990'lı yıllarda Sovyetlerde yaşanan "Perestroyka"(devrim) sonucu kömünist sistemin çökmesi ile birlikte Bulgaristan'da da demokratikleşme hareketleri başladı.

Göçler köyün hareketliliğini azaltsa da, değişen bu politik şartlar insanların bu canlılığı geri getirmesine imkânlar sağladı. Göç eden vatandaşlarımız Türkiye'de yaşamlarını sürdürmekle beraber Bulgaristan'daki mülkiyetlerine ve haklarına da sahip çıktılar. İşte bu fırsatı değerlendirmek için yapılan şenlikler de köyü diri tutmakta büyük oranda etkili olmaktadır.

Rıfat YAĞCI
Mehmet YAĞCI

Eğridere ve Kırcaali hakkındaki bilgiler için "Gezilecek Yerler" sayfamızı ziyaret ediniz.